'Sandık kurulu başkanlarından 96 tanesi CHP üyesi'

İçişleri Bakanı Soylu, "Sandık kurulu başkanlarından 96 tanesi CHP üyesi. Bu tesadüf olamaz. 3 bin 389 tanesi de birinci dereceden CHP'lilerin akrabası ya annesi ya babası ya evladı." dedi.

'Sandık kurulu başkanlarından 96 tanesi CHP üyesi'

İçişleri Bakanı Soylu, "Sandık kurulu başkanlarından 96 tanesi CHP üyesi. Bu tesadüf olamaz. 3 bin 389 tanesi de birinci dereceden CHP'lilerin akrabası ya annesi ya babası ya evladı." dedi.

17 Mayıs 2019 Cuma 16:46
'Sandık kurulu başkanlarından 96 tanesi CHP üyesi'

 İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Gaziosmanpaşa Kaymakamlığında muhtarlarla bir araya geldiği toplantıdaki konuşmasında, 31 Mart seçimlerine en başından beri "iktidar" noktasından değil, "istikrar" noktasından bakmaya gayret gösterdiklerini dile getirerek, bir yanıyla da beka meselesi olarak ifade ettiklerini bir yanıyla da 4,5 yıllık seçimsiz dönemin millete güzel hizmet etmek için önemli olduğunu anlattıklarını söyledi.

Milletin 31 Mart'ta yerel yönetimler konusunda sözünü söylediğini anlatan Soylu, şöyle devam etti:

"Ancak burada, İstanbul'da ilginç bir şey oldu. Ne oldu ve biz niçin 23 Haziran'a randevulaştık? Lütfen bu işin gerisinde bunu bir komplo teorisi olarak görmeyin. Şu net İstanbul'un bütün dünyayı etkileyen gücü var. Çünkü burası İstanbul, Türkiye'nin en önemli hazinesidir. İstanbul'un gücünü, kuvvetini birileri Türkiye'nin lehine kullandırmak istemiyor. Birçok sandıkta Binali Bey'in aldığı oy 210 iken, sıfıra düşürüldü, 170 iken 5'e düşürüldü. Siyasi hayatımda ben ilk kez görüyorum. Bu, büyük bir seçim ortamında 1-2 sandıkta olabilir. Kötü niyetle de olabilir sehven de olabilir, ama bu böyle yaygınlaşmaz. İlk rakamların açıklandığı dakikalarda 29 bin diye ifade edilen fark, eğer 13 bine düşüyorsa, iki taraf da hemen hemen birbirine yakın oy alıyorsa, yapılan itirazlar sonrasında açılan sandıklarda -ki ancak yüzde 10'u açılabildi, açtırabildik- 16 bin oy azalış söz konusu oluyorsa demek ki burada bir tarafa yönelik bir kayırma, bir usulsüzlük ve bir yanlış söz konusu. Eğer iki taraf yüzde 50 oy almışsa, sandıklar açılırsa eksik ve hata iki tarafa aşağı yukarı eşit gelir. Eğer fark 29 binden 13 bine birisi lehine düşmüşse, birisi aleyhine böyle düşmüşse, siz de ben de biliyoruz ki burada bir usulsüzlük ve hile yapıldığı açık ve nettir."

Soylu, "4 tane pusula var, birini iptal ediyorsuzun da üçünü niye iptal etmiyorsunuz?" diye sorulduğuna değinerek, "Çünkü hile Büyükşehir Belediyesi üzerinden yapılmış. 4-5-10-15 bin farklı bir ilçede, tüm İstanbul'da değil, değiştirebilmek çok kolay bir iş değil. Aynı zamanda büyükşehir seçimlerinde şöyle bir eksiklik de söz konusu. Sayım döküm cetvelleriyle sandık seçmen tutanağı arasında birçok sandıkta fark var. Diğer 3 pusulada bu yok, ne belediye meclisinde ne belediye başkanlığında ne de muhtarlarda var. Hem sandık seçim tutanakları hem sayım döküm cetvellerinde boşlar var, imzasızlar var ve mühürsüzler var. Peki bunlar büyükşehirde varken, diğerlerinde var mı? Yok. Buralara her tarafta itiraz da yok. 4 oy bir zarfta ama bu 4 oyun tasnifi de dökümü de yazılması da apayrı bir sürecin içinde gerçekleşiyor. 'Büyükşehir Belediyesinde bizim gücümüz bu kadar yeter ve bu kadar gücü ortaya koyabiliriz.' diye yaptıklarını, bunun içerisinde yaptılar." diye konuştu.

İçişleri Bakanlığının görevinin seçimin güvenliğini sağlamak olduğunun altını çizen Soylu, şunları anlattı:

"Bize bir görev daha verildi, 2 yıl evvel. Seçim kurullarına sandık başkanları ve bir kamu görevlisinin kaymakamlıklar, mülki idare amirlikleri tarafından verilmesi görevi verildi. İçişleri Bakanlığı da kaymakamlarımız da kamu görevlilerini verdiler. Kanunda açık yazıyor, 'Sandık kurulu üyelerini kamu görevlilerinden seçersin.' diyor. İstanbul'da bu böyle olmadı. Nasıl oldu? 31 binin üzerinde sandık var. 62 bin 500 civarından hem sandık başkanı hem de kamu görevlisi görev yapmak zorunda. Bunların 19 bin tanesi, yani neredeyse üçte biri kanuna aykırı şekilde görevlendirildi, sandık başkanı artı sandık kurulu üyesi. Bunların içerisinde KHK ile atılanlar var, FETÖ ile iltisaklılar var. Askeriyede çalışan kamu görevlileri sandık kurulu üyesi olamazlar, kanun açık. Zabıtalar, yapamazlar. Bu kanun geldiği zaman kısıtlarını net şekilde ortaya koydu. Bu kanuna göre kamu görevlisi olmayan, özel sektörde çalışanlar olamazlar. Herhangi bir iş sahibi olmayanlar olamazlar. Eskiden siyasi partiler veriyordu, ona göre kuralar çekiliyordu. Doğu ve güneydoğuda, HDP veya PKK'nın etkisiyle sandık başkanları seçim sonucunu etkileyebilecek bir takım aktiviteler ortaya koyuyordu. Bunun için milletvekilleri bir karar verdi ve bunu ortadan kaldırdı, kamu görevlileri yapacak dedi. Şimdi, biz buna seçim hukuku içinde tam kanunsuzluk diyoruz. Burada kanuna uymayan bir durum söz konusu. Sandık kurulu başkanlarından 96 tanesi CHP üyesi. Bu tesadüf olamaz. 3 bin 389 tanesi de birinci dereceden CHP'lilerin akrabası ya annesi ya babası ya evladı. İstanbul gibi koskoca şehirde sandık kurulu başkanlarının bu kadar tesadüfü bir şekilde böyle bir siyasi partiye yığılı olması veya onların birinci derecede akrabası olması tesadüf değil."

"Bunun sadece bir kişinin talimatıyla olduğunu düşünmek safdillik"

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, "Mahalle baskısı oluşturacaklar 'Sesinizi çıkarmayın, İstanbul seçimi bu, tekrarlanırsa Amerika not alır.'mış. Alırsa alsın. Biz buna sesimizi çıkarmamış olsaydık, bundan sonraki her seçimde bir yol açılmış ve sesi yüksek çıkanın karşısında herkesin suspus olduğu bir geleceğe teslim olurduk. Bu da demokrasiye, Türkiye'nin seçim pratiğine yapılabilecek en büyük hatalarda bir tanesidir." dedi.

Türkiye'nin seçimden sonra da enteresan konular gördüğünü ifade eden Soylu, şunları söyledi:

"Ben, İçişleri Bakanlığı görevine geldiğim zaman bakanlığın, Emniyet Genel Müdürlüğünün ve Jandarma İstihbarat'ın çok uzun yıllardan beri elde ettiği bilgileri kopyalarsam, şahsıma, bu doğru bir yaklaşım olur mu? Ben oraya devletin bir görevini yapmak üzere görevlendirildim. Böyle bir şey söz konusu olamaz, devlette böyle bir işleyiş yoktur. Bu başka bir şeydir. Bunun sadece bir kişinin talimatıyla olduğunu düşünmek safdilliktir. Bu seçimleri Türkiye'nin istikrarsızlığına ve geleceğine yönelik bir başlangıç pratiği olarak değerlendirmek isteyenlerin akıllarıdır bunlar. İstanbul'u bir ideolojik kavga haline getirmek, İstanbul'a yapılabilecek en büyük kötülüktür. Ben böyle bir tehdit ve tehlike görüyorum. İstanbul seçimini kendilerine bir manivela olarak görenlerin, Türkiye'nin gelecekteki istikrarını İstanbul seçimi üzerinden biçimlendirmeye çalışmalarının tehlikesini ve tehdidini görüyorum."

"Seçim yarışına da yakıştıramıyorum"

Soylu, Türkiye'ye saldırıların temel nedenlerinden birinin de İstanbul'un stratejik konumu olduğunu belirterek, "İstanbul ya küresel güç, karar merkezi olacak ya da küresel güçlerin arka bahçesi olacak. Buna bir karar vereceğiz. Beylikdüzü'nde belediye başkanlığı yaptı. İstanbul ne kadar büyükşehirse de iyi yapılan hizmetlerin hemen duyulduğu, kötü emsallerin de hemen ulaştığı bir şehirdir. Ben İstanbul'da Beylikdüzü Belediyesinde, Beylikdüzü ilçesinde çok maharetli bir hizmeti bugüne kadar duymuş değilim." dedi.

İstanbul'a yapılan yatırımlara değinen Soylu, şöyle konuştu:

"Bugün İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı kim? Geçici olarak İstanbul Valisi Ali Yerlikaya. Belediye meclisi bir karar veriyor, geçici belediye başkanı da bunu tasdik ediyor, 'Ben suyu indirdim.' diyor. CHP'nin şu andaki adayı mı indirdi suyu? Peki bu üstlenilir mi? Bir takım ayıplar vardır, siyasette de hayatta da vardır. İnsan yapmadığı işi üstlenmez, edep eder. Bir taraftan öğrencilerle ilgili karar aldı Büyükşehir Belediyesi. 'Ben yaptım.' diyor. Yapmışsan başımızın üzerine ama yoksun. Belediye başkanı olmadığı bir dönemde Kıbrıs'a gidip Rauf Denktaş'ın mezarındaki deftere İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı diye imza atılmaz. Ben hayatımda bu kadar büyük ölçekteki bir yöneticilik mekanizması içerisinde ilk kez böyle davranışlar görüyorum ve ben ayıplıyorum. Ben bunu hamlık görüyorum ve bunu İstanbul gibi dünyanın en cazibe şehirlerinden birindeki seçim yarışına da yakıştıramıyorum."

Soylu, Gaziosmanpaşa Kaymakamlığında muhtarlarla bir araya geldiği toplantının çıkışında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

"Abdullah Öcalan'ın görüş yasağının kaldırılmasına ilişkin, 'Daha önceden de görüşülüyordu, gündeme gelmişti şimdi doğru zaman olduğuna karar verildi.' dediniz. Neden şimdi doğru zaman olduğuna karar verildi?" sorusu üzerine Soylu, "Dün akşam söylediğim her şeyi söyledim. Türkiye'nin terörle mücadelesi aynı şekilde devam etmektedir. Özellikle altını çizerek söylüyorum, bugün sabah dahi Şırnak'ta 3 terörist etkisiz hale getirildi. Bu konuda hiç kimse bulanık suda balık avlamaya çalışmasın. Böyle bir anlayış söz konusu değildir. Türkiye girdiği bu yoldan ve bu çizgiden dönmez. Sapla saman birbirine de karışmasın. Hiç karıştırmaya da gerek yok. Biz ne yaptığımızı biliyoruz, nasıl adım attığımızı da biliyoruz. Bu meseleleri de dün gece arkadaşlar sorduklarında anlatmaya çalıştım." diye konuştu.

"Ben söyleyeceğimi söyledim"

"AK Parti'nin olağanüstü itiraz sürecinde Yüksek Seçim Kuruluna verdiği belgeler arasında korunması gereken kişisel verilerin İçişleri Bakanlığı tarafından AK Parti'ye verildiği" iddialarını değerlendiren Soylu, şunları söyledi:

"Kişisel verilerle ilgili eğer bir suç unsuru ortaya konulmuşsa, eğer böyle bir değerlendirme varsa, kimse bilinmedik üzerinden senaryo çizmesin. Özellikle CHP'lilerin bu dönem içerisinde yalan, tezvirat ve şunu altını çizerek söylüyorum ki yakışmayacak bir şekilde dedikodu üzerinden bütün kurumlara yönelik bilerek ve isteyerek saldırıları söz konusu. Son 1-1,5 aylık zaman dilimi içerisinde duyduklarımız, yapılan dedikodular tüyler ürpertecek kadar maalesef hepimizi üzmektedir. Bunu da yanlış bulduğumuzu ifade etmek istiyorum. O kadar çok dedikodu ve o kadar çok tezvirat üretiyorlar ki işimizin bir bölümü bu dedikoduları ve tezviratları yalanlamakla ve doğru bilgiyi vatandaşlarımızla paylaşmakla geçmektedir. Maalesef eski alışkanlıkları yeniden depreşti diye düşünüyorum. Biz devlet idare ediyoruz, devletin de nasıl idare edildiğini uzun yıllardan beri bu millete hem de milletin verdiği yetkiyle beraber ifade edip göstermeye çalışan bir hükümet anlayışının temsilcileriyiz. Şimdi bir genel başkan, bir tutuklunun, FETÖ'den dolayı bir tutuklunun bir beyanını 'Bakanlar bu adama baskı yaptı.' diye ifade edip, yine suyu bulandırmaya çalışıyorlar, Aydın Belediyesi ve CHP'nin İstanbul adayıyla ilgili. Bunu açıklamayan alçaktır, namerttir ve şerefsizdir. Bu kadar açık ve net. Açıklamayan alçaktır, namerttir ve şerefsizdir. Kişiliği kaybolmuş insanların siyaset içerisinde bu tip değerlendirmeler yapmasının zamanının geçtiğini biz düşünüyor idik, ama anlıyoruz ki bu tip insanlar hala revaçta."

Soylu, "Net bir şekilde söyleyebiliyor muyuz İçişleri Bakanlığı hiçbir bilgi paylaşmadı diye?" sorusuna, "Ben söyleyeceğimi söyledim." karşılığını verdi.

Son Güncelleme: 17.05.2019 16:56
Anahtar Kelimeler:
Politika
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner20

banner3