CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "Türkiye'nin Basın Özgürlüğü Karnesi" paneline katıldı: (3)

- "Var olan sistemin topluma maliyeti çok net bir şekilde çıktı. Ekonomik olarak, siyasal olarak çıktı. Bakıldığı zaman iki alanda da Türkiye kaybediyor. Türkiye'nin kazanması için demokratik standartlarını büyütmesi gerekiyor" - "Basın özgürlüğü ile ilgili olarak ilk yapacağımız şey medya mensuplarını temsil eden dernek veya sendika mensuplarını davet edip sorunları dinleyip, onlardan çözüm önerileri almak"

10 Ocak 2021 Pazar 18:58
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu,

ANKARA (AA) - CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Var olan sistemin topluma maliyeti çok net bir şekilde çıktı. Ekonomik olarak, siyasal olarak çıktı. Bakıldığı zaman iki alanda da Türkiye kaybediyor. Türkiye'nin kazanması için demokratik standartlarını büyütmesi gerekiyor." dedi.

Kılıçdaroğlu, parti genel merkezinde düzenlenen "Türkiye'nin Basın Özgürlüğü Karnesi" paneline katılarak, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

"Bir siyasetçi olarak basın özgürlüğünün yokluğunu nasıl yaşadınız?" sorusuna Kılıçdaroğlu, "Çok haksız ithamlarla karşılaştım. Hak etmediğim, doğru olmayan o kadar çok haber ve o kadar ilginç yorumlarla karşılaştım ki. Hangisini düzelteceksiniz?" yanıtını verdi.

Kılıçdaroğlu, "Bizi eleştiren, yani tek taraflı yayın yapan televizyon kanallarına da söyledim. Bizi niye çağırmıyorsunuz? Bizi de çağırın. 'Şu gazeteci gelsin bize soru sorsun' diye, böyle bir olay hiç düşünmedim zaten. Siz istediğiniz gazetecileri de davet edin, yani biz de çıkalım oraya, bize de soru sorun, biz de cevap verelim diye. Bu alanı da tümüyle kapatıyorlar bize. Orayı izleyen kişinin de bizi dinlemeye hakkı var." diye konuştu.

Medya aracılığıyla kutuplaşmanın çok daha tehlikeli olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, "Çünkü sizin söylediğinizi karşı taraf hiç dinlemiyor, dinlemek istemiyor. Tamamen düşmanlaştırmış kendi kafasında, oysa medyanın görevi topluma doğru bilgileri aktarmak, varsa farklı bilgiler onları aktarmak, tartıştırmak." dedi.

Kılıçdaroğlu, televizyon izleyen kişinin evinde otururken kafasına göre "şu haklı veya haksız" şeklinde düşünebileceğini, kişiye o ortamı sağlamak gerektiğini ancak böyle bir ortamın olmadığını kaydetti. Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Geçen bir konu tartışıldı. Erdoğan dedi ki 'Kılıçdaroğlu bu konuda hiç konuşmadı.' Halbuki ben konuşmuştum ama onun okuduğu gazeteler bana hiç yer vermiyor. 'CHP Genel Başkanı şunu söyledi.' demiyor. Bizimle ilgili hiç haber yok. Negatif bir şey olursa o zaten haber olarak giriyor oraya. Kendilerine göre yazıyorlar. Yazsınlar, ona itirazım yok, bizi eleştirebilirler ama en azından haber olarak, yorum değil, benim o konuda ne söylediğimi yaz. Küçük bir yerde de yazabilirsin ama okuyan bakacak Kılıçdaroğlu bu konuda bunu söylemiş."

- "Yaşanan tablo sıkıntılı"

Yerel medyayı güçlendirecek projelerinin olup olmadığına ilişkin bir soru üzerine Kılıçdaroğlu, CHP'li belediyelerin olduğu yerlerde yerel medyanın rahatlıkla yayın yaptığını belirtti.

Kılıçdaroğlu, yerel medyanın yaşadığı sorunların çok daha fazla olduğunu, belediyelerin yerel medya üzerinde baskın olabildiğini belirterek, "Çünkü kaynak orada gazete ilanları. Dolayısıyla yerel iktidarı eleştirmekten çekiniyorlar, korkuyorlar." diye konuştu.

Yaygın ve yerel medyaya objektif kurallar içinde devletin destek vermesi gerektiğini, Basın İlan Kurumunun oluşturulma gerekçesinin bu olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, yerel medyada çalışan gazetecilerin de sosyal güvenlik, kıdem tazminatı sorunlarının olduğunu söyledi.

Bir başka soru üzerine Kılıçdaroğlu, siyasi partilerin demokrasinin vazgeçilmez unsurları olduğunu, siyasi partilerin sorunları çözme konusundaki görüşlerini medya aracılığıyla kamuoyuna duyurmalarının doğal olduğunu söyledi.

Olay TV'nin kapanmasına ilişkin tartışmaların hatırlatıldığı Kılıçdaroğlu, Olay TV Genel Yayın Yönetmeni Süleyman Sarılar'ın yaptığı açıklamaları okuduğunu, grup toplantısında en az sürenin HDP'ye, en çok sürenin de AK Parti'ye verildiğini savundu. Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Daha ne istiyorlar? Onların istediği şu, 'sadece bizi vereceksiniz, diğerlerini hiç vermeyeceksiniz. Kimse görmeyecek onları, kimse bilmeyecek, var olan sorunlar nasıl çözülür, onların görüşleri nedir ne değildir, artıları eksileri nedir bu tartışılmasın, hiç görülmesin. Sadece bizi vereceksiniz ve o da bizim istediğimiz şekilde vereceksiniz.' O zaman siz makbul gazeteci oluyorsunuz, yayın organı makbul yayın organı oluyor devletten her türlü ikramı alıyor, her türlü desteği alıyor. Diğerleri de cezalandırılmak üzere hazır bekleyen kuruluşlar oluyor. Ellerinden geldiği zaman her türlü cezalandırmayı da yapıyorlar. Bunu halk görmüyor mu? Görüyor aslında, görmemesi mümkün değil. Yaşanan tablo sıkıntılı bir tablo. Erdoğan da bunu görüyor, görmemesi mümkün değil."

- "Erdoğan'a 'şu yanlıştır' diyebilen kimse yok"

İktidarın ülkeyi yönetemediğini savunan Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a "Şu yanlıştır." diyebilen ve sağlıklı bilgi aktaracak kimsenin olmadığını öne sürdü.

Kemal Kılıçdaroğlu, bir kişi ne derse yüzde yüz kabul edildiğini, ona göre karar alındığını ve Türkiye'nin bu noktaya taşındığını savunarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye bu noktadan çıkar mı? Evet çıkar, demokratik yollarla çıkar. Şöyle bir düşüncem var. Belki de bizler, yani demokrasiden yana olanlar ve dünya siyaset kültürüne çok önemli bir şey armağan edeceğiz. İlk seçimlerde demokratik yollarla bir dikta yönetimini sandıkta yeneceğiz ve demokratik yollarla yeni bir hükümeti inşa edeceğiz. Devleti tepeden tırnağa yeniden ahlak, erdem, liyakat üzerine sağlıklı bir zeminde, demokrasinin bütün kurum ve kurallarını güçlendirerek ve uygulayarak bunları hayata geçireceğiz."

Millet ittifakıyla demokrasi ortak paydasının oluşturulduğunu, bu paydanın giderek büyüdüğünü, toplumun her kesiminde kabul görmeye başladığını dile getiren Kılıçdaroğlu, "İlk seçimlerde iktidara geldiğimizde dünya siyaset tarihine dikta yönetimlerinin demokratik yollarla nasıl devrileceğini bütün dünyaya göstermiş olacağız. Nasıl yenileceğini, nasıl kazandığımızı bütün dünyaya göstermiş olacağız. Bu çok önemli bir gelişme olacak." şeklinde konuştu.

Kılıçdaroğlu, "Bugün geldiğimiz noktada, otoriter yönetimlerin sonlanacağını, demokrasilerin ve demokrasiden yana olanların güçleneceğini düşünüyorum. Türkiye de bu sürecin içinde önemli bir parça. Bu sürecin içinde Türkiye de demokratik standartlarını büyütecektir. Çünkü var olan sistemin topluma maliyeti çok net bir şekilde çıktı. Ekonomik olarak, siyasal olarak çıktı. Bakıldığı zaman iki alanda da Türkiye kaybediyor. Türkiye'nin kazanması için demokratik standartlarını büyütmesi gerekiyor." değerlendirmesini yaptı.

Sosyal medyanın kullanımına ilişkin bir soru üzerine Kılıçdaroğlu, sosyal medyayı kullandıklarını ancak aslolanın gidip vatandaşla konuşmak olduğunu söyledi.

- "Mitinglerin gereksiz olduğunu gördüm"

Vatandaşla konuşmaya özen gösterdiklerini dile getiren Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"Ben referandum sürecinden sonra mitinglerin ne kadar gereksiz olduğunu gördüm. Mitinge bizim partililer geliyor hep beraber slogan atıyoruz, gayet başarılı sonra evlerimize dağılıyoruz ama seçim sonuçlarına baktığımızda beklediğimiz olmuyor. Şöyle bir yol, yöntem üzerinde uzun süredir çalışıyorum. Sayıları 25-30'u geçmeyecek CHP'ye mesafeli ama saygın insanlar, kanaat önderleri var. Onlarla toplantılar yapıyorum, toplantının süresi en az 2,5-3 saat."

Bu toplantıların çok büyük artılarını gördüğünü dile getiren Kılıçdaroğlu, "Çünkü toplantıya katılan kanaat önderlerinin büyük bir kısmı bizi hiç bilmiyor, CHP'yi bilmiyor. Kendilerine aktarılan bir CHP var, CHP üzerine yorum yapıyorlar ama gerçekle yüzleştiklerinde öyle bir CHP'nin olmadığını, farklı bir CHP'nin olduğunu, kendilerine karşı da son derece duyarlı olduklarını, inançlara, kimliklere, yaşam tarzına saygılı olduğunu öğreniyorlar." açıklamasını yaptı.

Genel Başkan Kılıçdaroğlu, yarın seçim olacakmış gibi çalışmanın önemli olduğunu vurgulayarak, geçen hafta 23 milletvekilini deprem sonrası ne olduğunu öğrenmek için Elazığ'a gönderdiklerini, daha sonra iktidar partisinin de gittiğini söyledi. Kılıçdaroğlu, "Biz gitmeseydik iktidar partisi hiç gitmeyecekti oraya. Elazığlılar da biliyorlar ki CHP milletvekilleri geldiği için onlar geliyorlar. Benzer uygulamayı diğer iller için de yapıyoruz." dedi.

- "Her şey yasalara uygun yapılırsa hiçbir sorun yok"

"Yarın seçim oldu iktidar el değiştirdi. Basın özgürlüğünü tesis etmek için ilk yapacağınız eylem nedir?" sorusuna Kılıçdaroğlu, şu yanıtı verdi:

"Basın özgürlüğü ile ilgili olarak ilk yapacağımız şey, medya mensuplarını temsil eden dernek veya sendika mensuplarını davet edip sorunları dinleyip, onlardan çözüm önerileri almak. Yani kendimiz oturup 'Biz şu kanunu hazırlayacağız demeyeceğiz.' Yaşadığınız sorunu en iyi siz biliyorsunuz. Çünkü siz yaşıyorsunuz sorunu. Bizim aklımızda bazı çözümler var ama bu çözümler yetersiz olabilir, hatta bu çözümler yanlış da olabilir, eksik de olabilir. Dolayısıyla hazırladığımız bir metni veya bir çözüm paketini size sunarız. Sizler de alır bakarsınız, dersiniz ki 'şurası yanlış, şurası doğru' ve bize gerekçeleri aktarırsınız. Biz de ona göre düzenlemeler yaparız."

Hapiste gazeteciler olduğunun hatırlatılması üzerine Kılıçdaroğlu, iktidar olmaları halinde yargının evrensel hukukun öngördüğü kurallara göre, hukukun üstünlüğü ilkesine göre karar vermesini isteyeceklerini, yargıya müdahale etmek gibi lükslerinin ve anlayışlarının söz konusu olmadığını kaydetti.

Kılıçdaroğlu, bu anlayıştan hareket edildiği zaman yargı mensubunun vereceği kararın belli olduğunu dile getirerek, "Bir gazeteci haber yaptı diye hapse mi atılır? Oturursunuz yargılarsınız ama öyle bir noktaya geldik ki Anayasa Mahkemesi kararlarını alttaki mahkeme uygulamıyor. Sözde reform yapacaklar. Anayasa Mahkemesi kararını alt mahkeme uygulamazsa ona bir disiplin suçu gibi bir şey verecekler. Disiplin suçu olur mu? Onun hakimlik mesleğinden atılması lazım. Bu disiplinle ilgili bir şey değil. Devlet krizine yol açıyorsun." ifadelerini kullandı.

"Peki mahkeme kararını uygulamadı diye Yargıtay'a seçilene ne yapacaksınız?" diyen Kılıçdaroğlu, eylemde ve söylemde tutarlık olursa sistemin kendi içinde yürüyeceğini söyledi.

En rahat yönetimin devlet yönetimi olduğunu, her şeyin kuralının belli olduğunu, yasaların bulunduğunu aktaran Kılıçdaroğlu, "Bozulan ne? Yukarıdakinin yasalara aykırı talimat vermesi ve o talimatın gereğinin bürokrasi tarafından yerine getirilmesi. Sorun buradan başlıyor zaten. Her şey yasalara uygun yapılırsa hiçbir sorun yok. Aksayan bir şey olursa zaten onu da yargı düzeltir." diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, yargının sağlıklı karar alma sürecinin kapatıldığını, her olaya özgü bir kanun çıkarıldığını kaydetti.

(Bitti)



Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner4

banner3