'Müttefikliği yeniden tanımlamamız lazım'

Doç. Dr. Kuntay, ''Stratejik bakış açılarımızda farklılıklar var. Bu kriz ve farklılıklar iki ülkenin aynı platformda müttefik olamayacağını göstermez. Müttefikliği yeniden tanımlamamız lazım." dedi.

01 Eylül 2018 Cumartesi 15:50
'Müttefikliği yeniden tanımlamamız lazım'

İSTANBUL (AA) - GÜLSÜM İNCEKAYA - İstanbul Bahçeşehir Üniversitesi Amerikan Araştırmaları Merkezi Başkanı Doç. Dr. Burak Kuntay, Türkiye ile ABD arasında son bir yıldır yaşanan kriz sayısının 50 yıllık Soğuk Savaş döneminde yaşananlardan daha fazla olduğunu belirterek, ''Stratejik bakış açılarımızda farklılıklar var. Bu kriz ve farklılıklar iki ülkenin aynı platformda müttefik olamayacağını göstermez. Aslında müttefikliğin adının değişmesi lazım. Artık olaylara Soğuk Savaş kafasıyla bakma dönemi bitmiştir.'' dedi.

İstanbul Bahçeşehir Üniversitesi Amerikan Araştırmaları Merkezi Başkanı Doç. Dr. Kuntay, Türkiye ile ABD arasındaki ilişkileri AA muhabirine değerlendirdi.

Türkiye ile ABD arasındaki gerilimin zannedildiği gibi rahip Brunson olayıyla başlamadığını ifade eden Doç. Dr. Kuntay, ABD'de her yeni başkan seçiminde, Türkiye'de ilişkilerin daha iyi gideceğine dair oluşan beklentilerin boşa çıktığını söyledi.

Kuntay, ABD'de her başkanlık seçiminden sonra Türkiye'nin bir önceki döneme göre çok daha sıkıntılı günler yaşadığını savunarak, ''Demek ki burada başkanın kim olduğuyla ilgili değil, ABD ile Türkiye arasında temelde bazı sıkıntılar var. Çünkü her iki taraf ilişkileri Soğuk Savaş dönemi dinamikleri üzerinden devam ettirmeye çalışıyor. Akademisyenler de siyasetçiler de hala yeni döneme evrilemedi.'' diye konuştu.

''Amerika ile oturup tek bir parametre üzerinden görüşmüyoruz"

Türkiye ile ABD arasındaki bütün diyaloğun Soğuk Savaş dinamikleri üzerinden sürdürüldüğünü belirten Kuntay, şöyle devam etti:

''Türkiye ile Amerika arasında ilişkiler Rusya bağlamında devam ediyordu. Her türlü sorunu çözebiliyorduk çünkü her iki tarafın düşmanı tekti. Fakat Soğuk Savaş sonrası Kafkaslar'da enerji meselesi var, Ege sorunu var, Akdeniz'deki doğalgaz-petrol yataklarının paylaşımı var, Kıbrıs meselesi var, bizim Güneydoğu sınırımızda yaşanan gerilim var. Dolayısıyla Amerika ile oturup tek bir parametre üzerinden görüşmüyoruz. Bin farklı parametremiz var artık. Bunların üçünde anlaşsanız, beşinde anlaşamıyorsunuz. Amerika ile ilişkilere Soğuk Savaş kafasıyla bakmaya devam ettiğimizde bazı niteliksel sorunlarla da karşılaşıyoruz.

Her şeyden önce Amerika, Ortadoğu'ya asker göndermeden, yerel bazı güçleri YPG'yi, PYD'yi kullanarak aktive olma gayretine girdi. Bu Obama'dan beri devam eden bir strateji. Bizim açımızdan ise bu örgütler PKK'nın ikiz kardeşleri, benim insanımı öldüren, ülkeme saldıran terörist gruplardır. Diğer bir önemli konu ise FETÖ meseledir. Ülkemizde darbe girişimlerinde bulunan bu örgütün lideri Amerika'da yaşıyor. Teslim edilmesini istediğimizde ise 'Bizde hukuk var, yargıya müdahale edemeyiz' diyorlar. Sonrasında ise rahip Brunson'ın masum olduğunu ileri sürüp teslim etmemizi istiyorlar. Biz de yargıya müdahale edemeyiz. Orada hukuk var da burada yok mu? Böyle bir bakış açısı olur mu?''

''Erdoğan aleyhine ciddi bir lobi var''

Kuntay, ABD'de Türkiye ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan karşıtlığı üzerinden ciddi bir lobi faaliyeti yürütüldüğünü belirterek, sorunun siyasi boyutları aşıp iki ülke halklarını karşı karşıya getirdiğini anlattı.

Liderlerin gelip geçici, devletler ve toplumların ise kalıcı olduğuna dikkati çeken Kuntay, ''Önemli olan toplumları birbirine düşman etmemektir. Maalesef Trump'ın en büyük yanlışı bu oldu. Türk-Amerikan ilişkilerinden daha çok Türk halkı ile Amerikan halkını karşı karşıya getirdi. Şu an Amerika'da Türkiye aleyhine, bilhassa da Başkan Erdoğan aleyhine çalışan ciddi bir lobi var. Sürekli Amerikan siyasilerini ve sivil toplum örgütlerini yalan yanlış ithamlarla Türkiye aleyhine kışkırtıyorlar. Biz kendi sorunlarımızla kendi içimizde mücadele ederek çözebiliriz, biz Amerika'nın çelik sanayisinin durumuna, iç güvenlik sorunlarına, komşuları Meksika ve Kanada ile ilişkilerine nasıl müdahil olmuyorsak onlar da bizim iç işlerimize karışmamalıdırlar.'' değerlendirmesinde bulundu.

Kuntay, tüm dünyada ekonomik, siyasi, askeri ve ekolojik alanlarda büyük değişimler yaşandığına dikkati çekerek, şu ifadeleri kullandı:

''Böyle bir süreçte birçok ülke de yerini bulmaya çalışıyor. Adı belli olmayan yeni sistemde yeri belli olmayan yerler kurmaya çalışıyor. Biz de tam bu süreçte birlikte hareket etmek mecburiyetindeyiz. Bu birliktelikten kastım siyasi görüşü, duruşu ne olursa olsun herkesin ülkemize gelecek ulusal güvenlik tehditlerini doğru algılayabilmesi gerektiğidir. Tehdidi yalnız devlet belirlemez, vatandaş da tehdidi algılayıp buna göre hareket etmelidir. Dışarıya karşı birlikte milli ve dik durmaktan bahsediyorum.

Şu günlerde yaşadığımız dolardaki aşırı yükselmede dışarıdan bir ekonomik saldırı olduğunu gördük ancak şunu da gördük bizim de ekonomik olarak yapmamız gereken şeyler var. Bizim devlet, millet, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler ve iş dünyası olarak artık üretim bakış açımızı değiştirmemiz lazım. Şu an için finansal hamlelerle saldırıyı durdurmuş olabiliriz ama bir yandan da kendimizi yenilememiz gerekir. İsraftan kaçınmaya, tasarrufa ve üretime yoğunlaşmamız lazım. Yoksa benzer krizlerle yüzleşmemiz kaçınılmazdır. Bunların önüne geçip dünya lideri bir Türkiye istiyorsak önce buna bireysel olarak başlamamız lazım.''

''Müttefikliği yeniden tanımlamamız lazım"

Doç. Dr. Burak Kuntay, ABD'de kasım ayında yapılacak Temsilciler Meclisi ve Senato ara seçimlerinden sonra Türkiye-Amerikan ilişkilerinin düzelebileceğini ama kesinlikle kalıcı olmayacağını, yeni krizler patlak verebileceğini ileri sürdü.

Kuntay şöyle devam etti:

''Soğuk savaş boyunca Türkiye ile Amerika arasında yaşanan kriz sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Fakat son bir yıl içerisinde vize krizi, F-35 krizi, rahip krizi, S-400 krizi, PYD krizi, FETÖ, Hakan Atilla, Rıza Zarrab krizleri gibi saymakla bitiremeyeceğimiz kadar çok kriz yaşadık. Biri bitmeden biri başlıyor. Brunson meselesi öyle veya böyle çözülsün yarın yeni bir kriz gelir.

Çünkü temeldeki farklılıkları göremiyoruz. Stratejik bakış açılarımızda farklılıklar var. Bu kriz ve farklılıklar iki ülkenin aynı platformda müttefik olamayacağını göstermez. Müttefik olacağını da göstermez. Aslında müttefikliğin adının değişmesi lazım, müttefikliği yeniden tanımlamamız lazım. Artık olaylara Soğuk Savaş kafasıyla bakma dönemi bitmiştir. Bunu Amerikan tarafı da biz de anladığımız zaman her şey daha farklı olacaktır. Bu anlayış değişikliği ise bir günde olacak şey değil, yaşayarak öğreneceğiz."

Kuntay, Türkiye ile Rusya ilişkilerinin de ABD'yi rahatsız ettiğini anlatarak, şunları kaydetti:

"Soğuk Savaş döneminde Varşova Paktı lideri SSCB ile düşman statüsündeydik. Bugün ne Varşova Paktı kaldı ne de SSCB kaldı. NATO ise toplantı kulübü haline geldi. Rusya ile tabii ki ticaret yapacağız, tabii ki bazı stratejik işbirliklerimiz olacak, çünkü komşumuz. Çünkü Rusya'dan bize yönelik eskisi gibi bir tehdit ortada yok.

Amerika bize Patriotları vermediği zaman Rusya'dan S-400'leri almaya karar verdik. Dünyada alternatifimizin olması lazım. Amerika kendi açısından haklı olabilir ama ben de kendi güvenliğimi sağlamak zorundayım. İşte bu yaşananlar yeni dönem arayışının sancılarıdır. Biz topraklara yeni gelmedik, epeydir buradayız, iyi de tutunduk, kalmak için de ne gerekiyorsa yapacağız.''

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.