Yarı iletken tedarikinde riski dağıtmanın ve stoklamanın önemi arttı

- Sabancı Üniversitesi Rektörü Yusuf Leblebici: - "Mikroelektronik endüstrisinin stratejik bir önemi bulunuyor. Ekonomik olarak lider konumdaki ülkelerin hepsi bu teknolojiye sahip. Türkiye’nin de bu konuda söz sahibi olması için bu endüstrinin üretim ve tasarım altyapısına sahip olması gerekiyor"

30 Nisan 2021 Cuma 12:06
Yarı iletken tedarikinde riski dağıtmanın ve stoklamanın önemi arttı

İSTANBUL (AA) - Sabancı Üniversitesi’nin Akbank ve Eczacıbaşı Holding iş birliği ile kamu ve özel sektör yöneticilerini bilim ve teknoloji ile buluşturmak üzere düzenlediği “Teknolojinin Gücüyle Geleceğe” Webinar Serisi’nin sonuncusu "Yarı iletken Tümdevre Teknolojisi ve Yaşantımızdaki Önemi" başlığıyla gerçekleştirildi.

Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, "Teknolojinin Gücüyle Geleceğe" Webinar Serisi'nin 7'ncisi ve sonuncusu "Yarı iletken Tümdevre Teknolojisi ve Yaşantımızdaki Önemi" başlığı altında yapıldı. Webinarda, Sabancı Üniversitesi Rektörü Yusuf Leblebici ve Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Melik Yazıcı cep telefonlarından bilgisayarlara, otomotiv elektroniğinden, tıp elektroniğine pek çok alana hizmet eden “Yarı İletken Tümdevre Teknolojisi ve Yaşantımızdaki Önemi"ni anlattı.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Sabancı Üniversitesi Rektörü Yusuf Leblebici, global mikroelektronik yarı iletken sektörünün 500 milyar doların üzerinde büyüklüğe sahip bir sektör olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Bu alan stratejik bir teknoloji olduğu için çok önemli. Cep telefonlarından bilgisayarlara, otomotiv elektroniğinden, tıp elektroniğine pek çok alana hizmet ediyor. Bu alandaki sürekli ve üstel olarak yükselen gelişme trendinin arkasında, aslında 'ekonomik bir öngörü' olarak adlandırabileceğimiz Moore Yasası var. Bu 'yasaya' ya da ekonomik gözleme göre, yarı iletken sektörünün ekonomik fizibilitesinin sürdürülebilirliği için her sene belli bir hızda büyümesi gerekiyor. Gerçekten de 1970’lerden 2020’lere ürünlerin içinde bulunan transistör sayısından çalışma hızına kadar pek çok parametrenin neredeyse 1 milyar kat artmış olduğunu görüyoruz. Bu şekilde, 50 sene boyunca sürekli olarak üstel olarak büyüyen başka bir endüstri de bulunmamaktadır.”

Bir transistörün boyutunun, SARS-CoV-2 virüsünün 10'da 1'i boyutunda olduğuna dikkati çeken Leblebici, "Bundan 10 yıl önce bir transistörün boyutu yaklaşık olarak bir virüsün boyutu kadardı. Ama artık 10'da 1'ine yani bir milimetrenin milyonda biri mertebesine inmiş durumda, yakın gelecekte bu boyutlar daha da küçülecek. Bu teknoloji çok hızlı ilerliyor ve daha önümüzde koşacak çok alan var. Ancak böyle bir teknolojiyi üreten tesislerin yatırım maliyeti de 10 milyar dolar civarında olabiliyor." ifadelerini kullandı.

Leblebici, mikroelektronik endüstrisinin stratejik bir öneminin bulunduğunu hatırlatarak, ekonomik olarak lider konumdaki ülkelerin hepsinin bu teknolojiye sahip olduğunu, Türkiye'nin de bu konuda söz sahibi olması için bu endüstrinin üretim ve tasarım altyapısına sahip olması gerektiğini aktardı.

Türkiye'de TÜBİTAK-YİTAL bünyesinde bir üretim hattı olduğunu anımsatan Leblebici, bu üretimin henüz yerel ihtiyaçların bir kısmını sağlayabildiğini bildirdi.

Mikroelektronik endüstrinin üretim ve tasarım altyapısına katkı sağlayacak tesislerin Türkiye’de de kurulması gerektiğini ifade eden Leblebici, bu alanda devletin katkısının mutlaka gerekli olduğunun altını çizdi.


- "Otomotiv sektörü geçen sene kaybettiği yarı iletken payını geri kazanamadı"


Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Melik Yazıcı da halen sektörde satışa hazır çipler ve uygulamaya özgü tümleşik devre çipleri olarak iki çeşit çip bulunduğunu hatırlatarak, "Dünyadaki üç büyük teknoloji firması Samsung, Apple ve Huawei kendi tasarladıkları çipleri kullanıyor. Her firma rekabet için kendi istediği unsurları ön plana çıkarıyor." ifadelerini kullandı.

Kendi çiplerini kullanan elektronik firmalarının bununla sınırlı olmadığını, yüksek katma değerli elektronik ürün geliştirmek isteyen tüm teknoloji şirketlerinin inovasyonu çip seviyesinde yaptığını aktaran Yazıcı, otomotiv sektöründe elektroniğin ve yarı iletkenlerin önemini vurguladı.

Yazıcı, otomobillerde bulunan en ileri teknolojinin otonom sürüş sistemleri olduğunu belirterek, otomobillerde yarı iletken kullanımının çok yüksek olduğunu, elektronik sistemlerin toplam otomobilin maliyetine oranının 2000 yılında yüzde 18 seviyesinde gerçekleştiğini, bu maliyetin bugün yüzde 40 seviyelerinde olduğunu ve gelecek 10 sene içerisinde yüzde 45’lere ulaşacağını bildirdi.

Başta salgın nedeniyle otomobile olan talebin azalmasının öngörüldüğünü, bunun da otomotiv endüstrisinde kullanılan yarı iletken talebini azalttığını, yarı iletken üretim şirketlerinin bu azalan talebi hızlı bir şekilde tüketici elektroniğindeki artan talep ile doldurduğunu kaydeden Yazıcı, 2021 yılında ise üretimi arttırmayı hedefleyen otomotiv sektörünün geçen sene kaybettiği yarı iletken payını geri kazanamadığını ifade etti.

Yazıcı, bunun en önemli gerekçesinin ise az sayıdaki sektörün liderleri konumunda olan yarı iletken üretim şirketlerinin artan taleplere hızlı karşılık verememesi olduğunu belirtti.

Sadece 1 dolarlık çipin bile temin edilememesinin otomotiv sektöründe tüm üretim hattını durdurabileceğini kaydeden Yazıcı, yarı iletken tedarikinde riski dağıtmanın ve stoklamanın bunun gibi dönemsel krizlerde önemli olduğunu vurguladı.

Yazıcı, "çip krizi"nin çözümü için gelecek 3 yıl boyunca TSMC firmasının 100 milyar dolarlık yatırım yapacağını, Intel’in 20 milyar dolara Arizona’da 2 fabrika kuracağını, Amerika’nın bu alandaki yatırımlara ve araştırmalara 50 milyar dolar kaynak ayırdığını, Global Foundries’in 1,4 milyar dolarlık kapasite artırımı yatırımı yapacağını bildirerek, bu yatırımların etkisinin en az 1-1,5 yıl içinde etkisini göstereceğini bildirdi.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.